Sonsuz bir sokak içim. İçinde gezerken, aynı renkte çakmağı alıyorum elime. Orası yaşıyor mu? Bilemiyorum. Işık katmak için siyaha; siyah yanan ışığı ilk defa görüyorum. Yukarıda bir ay var; masmavi bir top; parlaklığını simsiyah güneşten almış. Çok karanlık oldu. Nefes alamıyorum.
karlar tekrar kimsesizliğin göğünden düşene dek bekle diyor oradan biri. Gündüz olsun bekle. belki sadece bir yanılsamadır bu karanlıklar bekle. Ben de kimsesiz bir çocuk gibi beklemeye başlıyorum orada. Görmediğim yerde bir yere kıvrılıveriyorum. Gözlerimden yaşlar mı akıyor ne? Hangi renk olduklarını bilmiyorum. Bekliyorum; sanki gelecek yolcular benim durağımda inecekmiş gibi. Hepsi el sallayıp geçtiler şimdiye dek. Gelse de kalıcı olur mu ki? Ya tamamen bağlanırsam buraya? Eskileri düşünerek kızarsam yarına veya alışırsam; neyi beklediğimi unutursam? hatırlanmak istenmeyen günleri delice sorgulayarak yaşlanırken birden önümde canlanı verirse gerçek yaşam? İçimin derinliklerinde hapsolmaya değer mi bu ağır zaman...
Bilemiyorum. Sadece bekliyorum... Belki de uykuya dalarken ölmüşümdür... Bilmiyorum. Sadece; bekliyorum.
Bir cevizi kırdım bir taşla. içinden kurt çıktı. ama kurta sinirlenmedim. Ne de olsa bendim onun yuvasını yıkan.
28 Mart 2011 Pazartesi
unuttukları için özür dileyenler oldu.Büyüklük onlarda kaldı. ama ben daha çocuktum. Büyüklük ben de kalsın diyemezdim. Yıllarla yaşlanmak istiyordum; sözlerle değil. Özür dilemedim.Onlar unuttukları için özür dilediler ama... Ben hiç özür dilemedim; hiç unutmadığım için...
Yolun bitiminde aynı yerde olacaklar.
Sessizlikte iki çocuk. biri büyümenin gereklerini bir çırpıda kavrayacak, diğeri hep kavruk..sanki dün daha..çocuk işte çocuk..
Yolun bitiminde aynı yerde olacaklar.
Sessizlikte iki çocuk. biri büyümenin gereklerini bir çırpıda kavrayacak, diğeri hep kavruk..sanki dün daha..çocuk işte çocuk..
23 Mart 2011 Çarşamba
siayhtı
bir kahve falından öğreniyorum hayatı. Yoğun kahverengi köpüklerin arasından güzel bir koku yükseliyor havaya. oradan okutuyorum yaşamımı. O sırada ağzımda kalmış olan kahve tozlarını sıyırıyorum gizlice.
' bir sokak ' diyor falcı. 'bir sokak görüyorum; karanlık' .
İmgeler ve simgelerden oluşan bir dil; hem bağırıyor tutsaklığına yalanın hem de çok hoş geliyor sesi, gülmeye başlıyor insanlar çaresizliklerine.Bitimsiz gülüyorlar. 'bnların hepsi yaralı' diye yatıştırıyor sesi falcı. sokakta bir şeyler yaralı. ritimsel şeyler. sokak okadar karanlık ki, gece yarısı bile korkuyor o sokaktan. Çıkmaz sokak mı? bilmiyor. bir seçim? anlamladıramıyor. Ne bu sokak ve nereden sokak? nasıl gördü? söylemiyor. Diyor ki sadece ' bu bir sokak ve yaralı bir şeyler var' Anlamıyorum.
gülüyor insanalr ; için için ağlayan söylenceler arasında.
Kahvenin dibine gelmişti sıra. en acı yerdi. en karmaşık.
Oralarda açıldı gözleri falcının. ' seni uzaklarda birisi bekliyor.'
Uzaklarda?Nerede? Rüyaların renklerle bütünleşmesi gibiydi sizin için yaşam. Renklerden doğan sürprizlere açıktınız. Benim sokağıma ise tek renk hakimdi kuşkusuz. Siyahtı. Neden siyahtı? çünkü dipsiz bir sokaktı bu. aslında her eşy netti. siyah ışıklarla dolu bir gündüz vaktiydi yaşam. Bunu anlayabilmek yeterdi belki de. o siyahın içine usulca yatan periler doldurdu etrafı. Bir çakmak yandı; siyahca. ve tüm düşler bıraktılar kendilerini ; siyaha...
' bir sokak ' diyor falcı. 'bir sokak görüyorum; karanlık' .
İmgeler ve simgelerden oluşan bir dil; hem bağırıyor tutsaklığına yalanın hem de çok hoş geliyor sesi, gülmeye başlıyor insanlar çaresizliklerine.Bitimsiz gülüyorlar. 'bnların hepsi yaralı' diye yatıştırıyor sesi falcı. sokakta bir şeyler yaralı. ritimsel şeyler. sokak okadar karanlık ki, gece yarısı bile korkuyor o sokaktan. Çıkmaz sokak mı? bilmiyor. bir seçim? anlamladıramıyor. Ne bu sokak ve nereden sokak? nasıl gördü? söylemiyor. Diyor ki sadece ' bu bir sokak ve yaralı bir şeyler var' Anlamıyorum.
gülüyor insanalr ; için için ağlayan söylenceler arasında.
Kahvenin dibine gelmişti sıra. en acı yerdi. en karmaşık.
Oralarda açıldı gözleri falcının. ' seni uzaklarda birisi bekliyor.'
Uzaklarda?Nerede? Rüyaların renklerle bütünleşmesi gibiydi sizin için yaşam. Renklerden doğan sürprizlere açıktınız. Benim sokağıma ise tek renk hakimdi kuşkusuz. Siyahtı. Neden siyahtı? çünkü dipsiz bir sokaktı bu. aslında her eşy netti. siyah ışıklarla dolu bir gündüz vaktiydi yaşam. Bunu anlayabilmek yeterdi belki de. o siyahın içine usulca yatan periler doldurdu etrafı. Bir çakmak yandı; siyahca. ve tüm düşler bıraktılar kendilerini ; siyaha...
11 Mart 2011 Cuma
78de bir kırmızı uçurtma
Okulu sevmezdim o güne kadar. Fakat o gün, sevmiştim. Çünkü o gün uçurtma yapmasını öğretmişti öğretmen. İlginçti. Ödev olarak hepimize uçurtma yapmamızı söylemişti.
Sonuna da şu cümleleri ekledi: ' Uçurtma harikadır. Özgürlüğü simgeler. Hem harika bir oyuncaktır, hem de rüzgarın içinde düşüncelerinizle baş başa kalmanın en iyi yoludur. Uçurtmayı rüzgara göre ayarlarsınız, bu özgürlüğün içindeki konumunuzdur. Onun peşinden koşarsınız, önünüze bile bakmazsınız, çünkü gözünüz yukarda, güneşin yanındadır. Yüzünüzde ise uçurtmayla bütünleşen kocaman bir gülücük vardır.'
Malzemeleri almak için okul çıkışında eve gitmedim. En sevdiğim renk kırmızıydı. Kırmızıyı her gördüğümde ben küçükken ölen anneannemin bana verdiği kırmızı kolyeyi hatırlardım. Malzemeleri kırmızı seçtim. Eve geldiğinde babamdan yardım istedim, birlikte yaptık ve dışarı uçurmaya çıktık. Çok sevinçliydim. Hava o gün şans eseri rüzgarlıydı.
Sonuna da şu cümleleri ekledi: ' Uçurtma harikadır. Özgürlüğü simgeler. Hem harika bir oyuncaktır, hem de rüzgarın içinde düşüncelerinizle baş başa kalmanın en iyi yoludur. Uçurtmayı rüzgara göre ayarlarsınız, bu özgürlüğün içindeki konumunuzdur. Onun peşinden koşarsınız, önünüze bile bakmazsınız, çünkü gözünüz yukarda, güneşin yanındadır. Yüzünüzde ise uçurtmayla bütünleşen kocaman bir gülücük vardır.'
Malzemeleri almak için okul çıkışında eve gitmedim. En sevdiğim renk kırmızıydı. Kırmızıyı her gördüğümde ben küçükken ölen anneannemin bana verdiği kırmızı kolyeyi hatırlardım. Malzemeleri kırmızı seçtim. Eve geldiğinde babamdan yardım istedim, birlikte yaptık ve dışarı uçurmaya çıktık. Çok sevinçliydim. Hava o gün şans eseri rüzgarlıydı.
27 Şubat 2011 Pazar
Korkularımız ve kaybetme duygumuz ;
güzelliğin içinde yüzen küçük balıklar...
Korkan kendisinden
hafızasının eksikliğinden korkan
ve hafızalardan silinen,
koca güzel okyanusun içinde kaybolmaktan korkan küçük balıklar biliyorum.
pullarını etrafa saçan
birden korkuyla hepsini toplayıp
tek tek kabine yerleştiren ve sonsuza kadar içinde tutan benliğini.
Bulunmak için çok kaybolmuşuz.
Erteleyerek çok yoklaşmışız.
Hayat ertelenmiyor.
Hayat seni ertelemeden
Yaşa benliğini,
hayatla beraber.
güzelliğin içinde yüzen küçük balıklar...
Korkan kendisinden
hafızasının eksikliğinden korkan
ve hafızalardan silinen,
koca güzel okyanusun içinde kaybolmaktan korkan küçük balıklar biliyorum.
pullarını etrafa saçan
birden korkuyla hepsini toplayıp
tek tek kabine yerleştiren ve sonsuza kadar içinde tutan benliğini.
Bulunmak için çok kaybolmuşuz.
Erteleyerek çok yoklaşmışız.
Hayat ertelenmiyor.
Hayat seni ertelemeden
Yaşa benliğini,
hayatla beraber.
20 Şubat 2011 Pazar
hayat bize ödünç verilmiştir. Ödünç verilen en iyi şey mi en kötü şey mi kendin belirlersin.. üzülme, bu dünyaya yalnız geldik yalnız gidiyoruz işte . Kaç yaşımızda olursak olalım, hepimiz zamanın gösterdiği sayılarla sınırlıyız.
Gitmek peki..giderken kalanı yolcu etmenin hangi cümlede yeri olabilirki?
Hep diyorum birinin sonsuza kadar yokluğu en büyük çaresizlik diye.
Arada kalmışlık. Özlem. Var olmayana sevgi.
Böyle bir sevgi sence o'nun var olduğunu göstermez mi?
Ne olursa olsun içimizdeki insani iyi duyguları söndürmemeliyiz. Bunları tüketirsek herkesleşiriz ve mutlu olmaya hakkımız
kalmaz.
Ama gözlerinden akan yaşlar kalbine doğru süzülürken gözlerine geri döndüğü oldu mu hiç? Bu da öyle işte. Ağlamayı bil ama ağlama.
........
Bu nedenlerden dolayı anı yaşamalıyız. Sayılar ne olursa olsun .
Hayatımızı hep bizimmiş ama her an gidebilirmiş gibi harcamalıyız. Gün geldiğinde son nefesimizde 'Ben Yaşadım' diyebilecek cesaretimiz olmalı. Arkamızda bıraktığımız gözyaşlarının ağızlarına ise 2 kelime hakim olmalı 'İyi insandı..' .
Gitmek peki..giderken kalanı yolcu etmenin hangi cümlede yeri olabilirki?
Hep diyorum birinin sonsuza kadar yokluğu en büyük çaresizlik diye.
Arada kalmışlık. Özlem. Var olmayana sevgi.
Böyle bir sevgi sence o'nun var olduğunu göstermez mi?
Ne olursa olsun içimizdeki insani iyi duyguları söndürmemeliyiz. Bunları tüketirsek herkesleşiriz ve mutlu olmaya hakkımız
kalmaz.
Ama gözlerinden akan yaşlar kalbine doğru süzülürken gözlerine geri döndüğü oldu mu hiç? Bu da öyle işte. Ağlamayı bil ama ağlama.
........
Bu nedenlerden dolayı anı yaşamalıyız. Sayılar ne olursa olsun .
Hayatımızı hep bizimmiş ama her an gidebilirmiş gibi harcamalıyız. Gün geldiğinde son nefesimizde 'Ben Yaşadım' diyebilecek cesaretimiz olmalı. Arkamızda bıraktığımız gözyaşlarının ağızlarına ise 2 kelime hakim olmalı 'İyi insandı..' .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)